ÜLKEMİZDE

 

HAYVANCILIĞIN SORUNLARI VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

      Hayvancılığımızın Türkiye Ekonomisi Bakımından Önemi Nedir?

ü  Hayvancılık ülkemiz ekonomisi bakımından; artan nüfusun hayvansal protein ihtiyacının karşılanması, hayvanların doğrudan insan gıdası olarak değerlendirilmeyen bitkisel ürünleri ve artıklarını faydalı gıdalara dönüştürebilme yetenekleri, sanayiye ham madde sağlaması ve istihdama olan katkıları nedenleriyle önemli bir sektördür.

ü  Bugün temel olarak hayvancılığa dayalı yem sanayi, süt ve süt mamulleri sanayi, dericilik ve tekstil sanayileri ile, veteriner ilâçları ve hayvancılık ekipman sanayileri yeni istihdam alanları yaratmakta, hayvansal ürünlerin işlenmesi yoluyla katma değer artışına neden olmaktadır. Genelde hayvancılığın katma değer yaratma imkanı, diğer tarımsal sektörlere göre daha fazladır.

ü  Hayvansal ürünlerin üretim ve tüketim miktarları, günümüzde gelişmişliğin bir ölçüsü olarak kullanılmaktadır. Ülkemiz hayvan sayısı bakımından önemli bir potansiyele sahip olmasına karşın, elde edilen hayvansal ürünler açısından hayvancılığı gelişmiş ülkelerle karşılaştırma yapıldığında, durum pek de parlak görünmemektedir. Türkiye’de kişi başına düşen yaklaşık 84 gr. proteinin ancak ¼’ü, hayvansal orijinli kaynaklardan sağlanmaktadır. Oysa, dengeli ve sağlıklı beslenme için günlük gereksinim duyulan proteinin, yaklaşık yarısının hayvansal kaynaklı olması gereklidir. Günlük gereksinim ise, beher kg. vücut ağırlığı için 1 gramdır. Türkiye’de bugün tüketilen et miktarı kişi başına 19 kg., süt miktarı 170 litre, yumurta miktarı ise 120 adet dolaylarındadır. Bu değerler; gelişmiş ülkelerde et için 80 kg., süt için 350 litre, yumurta için 350 adettir. Ülkemizde kişi başına tüketilen hayvansal ürünlerin düşüklüğü ve talebi karşılamak için hayvansal ithalata başvurulması, yetersizliğin en önemli kanıtıdır.

ü  Hayvancılık, bugün hâlen tarımsal üretim içerisinde önemli bir yere sahiptir. Türkiye’de hayvancılığın Gayri Safi Yurt İçi Hâsılaya katkısı %6, toplam tarımsal üretim içerisindeki payı da yıllara göre %33-36’dır. 

  Güneydoğu Anadolu Bölgesinde Hayvancılığın Mevcut Durumu Nasıldır?

ü  Güneydoğu Anadolu Bölgesindeki hayvancılık sorunlarını, Türkiye’de yaşayanlardan farklı bir boyutta ele almak yanlış olacaktır. Genel olarak, makro düzeyde tarıma uygulanan politikaların yansıması, tüm bölgelerde aynı şiddette olmasa bile hissedilmektedir. Bölgenin özel koşullarından dolayı, son 10 yılda hayvancılık gerileme trendine doğru gitmeye başlamıştır.

ü  Bölgede hayvancılığı etkileyen çok çeşitli faktörler vardır ve bu faktörlerden her birinin etki payını dikkate almadan yapılacak çalışmalar, başarıya ulaşamayacaktır.

ü  Türkiye’de mevcut sığır varlığının yaklaşık %11’i,koyun varlığının %23.89’u ve keçi varlığının %22.61’i Güneydoğu Anadolu Bölgesinde bulunmaktadır. Ancak, sayısal olarak büyük bir potansiyele sahip bölgede, bu hayvanlardan alınan verim düzeylerinin istenilen seviyede olduğunu söylemek güçtür.

      Bölgedeki Hayvanların Verimleri Ekonomik Üretim İçin Yeterli midir?

ü  Bölgede verimi düşük olan ırkların verim düzeylerinin artırılması için, en etkin ve yapılması zorunlu işlerden birisi, bunların ıslahıdır. Islahta ise, damızlık materyal çok önemlidir. Damızlık hayvan materyalini elde etmek için, damızlık yetiştiren özel işletmelerin kurulması ve çoğalması gerekmektedir. Bölgede Ceylanpınar Tarım İşletmesi dışında, organize olmuş bir kurum bulunmamaktadır. Bu işletmede yetiştirilen damızlıklar ise, bölgenin ihtiyacını karşılayacak kapasite ve düzeyde değildirler. Çiftlikte ideal şartlar içinde yetiştirilen damızlıklar, köy şartlarında istenilen düzeylerde verimli olamamaktadırlar. Bunun yanında; bölgeye son on yıllık süre zarfında yurt dışından gebe düve ithali yapılmış, ancak bunlar bir yandan gereksinmeyi karşılamaktan uzak, diğer taraftan yanlış olduğu gibi ayrıca, plânsız ve eşgüdümsüz çalışma nedeniyle başarılı olamamışlardır. Sözü edilen yollarla sağlanan damızlık hayvanların, yetiştiricilerin koşulları nedeniyle bakım, besleme ve barındırılmasına gerekli özen gösterilmeyip, uygun ortam hazırlamadığından, bunların canlı olarak elde tutulmaları dahi mümkün olamamıştır.

ü  Bölgede yıllardan beri uygulanan ıslah çalışmaları sonucunda; kültür ırkı %4, melez ırk %23.4’e ulaşmıştır. Yerli ırkların oranı ise, %72.6 dolaylarındadır. Bu oranlar dikkate alındığında, bölgede ıslah çalışmalarında başarılı olunmadığı sonucu anlaşılmaktadır.

ü  Bölgede koşulları uygun olan işletmeler için, saf (kültür) ırk hayvanların yetiştirilmesi düşünülebilir. Ancak, bu tip işletmelerin sayısının son derece sınırlı olması nedeniyle, seleksiyon, melezleme ve araştırma çalışmalarının daha düzenli bir biçimde sürdürülmesi gereklidir. Bunun için öncelikle, hayvancılığın çeşitli konularında çalışan kamu kuruluşları işbirliği yapmalıdır. Bölgede; gebe düve ithalâtı yerine, yerli ırkların kültür ırkları ile melezleme çalışmalarına ağırlık verilmeli, bu konuda doğal ve sun’î tohumlama çalışmaları dikkate alınarak yeniden politikalar belirlenmelidir. Bölgede damızlık yetiştiren özel işletmelerin kurulması ya da kurdurulmasının teşvik edilmesi gereklidir.

      Yem ve Besleme Hakkında Neler Yapılabilir?

ü  Bölgede yetiştirilen hayvan varlığının fazla ve neredeyse tamamına yakının meraya dayalı olarak beslenmesi nedeniyle, meralar aşırı otlatılmamalı ve gerekli bakım-dinlendirme yapılmalıdır. Ekilebilir tarım alanları içinde yem bitkileri üretimi, %3 gibi oldukça düşüktür. Oysa gelişmiş ülkelerde bu değer, %25-30 düzeylerindedir. Özellikle GAP bölgesinde yem bitkileri yetiştiriciliği çok daha düşüktür. Sulamanın yaygınlaşması ile, yem bitkilerinin ekim nöbetine girmesi sağlanmalıdır. Bölge hayvancılığı tamamen meraya dayalı ekstansif sistemle yapılmakta, sadece kış aylarında bir miktar yem ilâvesi yapılmaktadır.

ü  Bölgede yem fabrikalarının fazlalığına rağmen,hayvan varlığı dikkate alındığında diğer bölgelere göre yem tüketimi azdır.Karma yem talebinin az olması nedeniyle, mevcut fabrikalar %30-40 kapasite ile çalışmaktadırlar.

ü  Üretilen karma yemlerde gerekli denetimler yapılmadığı için,üreticiler ucuz olan kalitesiz yeme yönelmekte ve sonuçta hayvanlardan beklenilen verimi alamamaktadır.

ü  Yetiştiriciler gerek kaba yem üretimi ve gerekse kaliteli karma yem kullanmanın avantajları hakkında bilgilendirilmelidirler.

ü  Günümüzde çeşitli hayvancılık kollarında, düşük bir kâr marjı ile üretim yapılmaktadır.

ü  Kârlılık azaldığından yetiştiriciler yem tüketimlerini kısmaktadırlar. İhtiyacı olan besin maddelerini temin edemeyen hayvanlar, verimlerini azaltmaktadırlar. Böylece; hem yem sanayicilerinin, hem de üreticilerin gelirleri azalmakta, sonuçta elde edilen hayvansal ürün miktarlarının azalmasından dolayı iç talebin karşılanması için ithalât yapılmakta, uzun vadede sektörle ilgili herkes zarar görmektedir.

           Bölgedeki Hayvancılığı Etkileyen Sağlık Problemleri Nelerdir?

    ü  Bilindiği gibi, bölgede işletmelerin büyük çoğunluğu küçük sermayeli aile işletmeleri şeklindedir. Bu işletme sahiplerinin çoğu, hayvancılığı teknik bir düzeyde yapacak nitelikte değildirler.  Hayvanların çoğu elverişsiz barınaklarda yetiştirilmektedir. Hayvanların hemen hemen tamamen doğa şartlarına terk etmeleri ve gerekli önlemlerin alınmaması nedeniyle, yörede her yıl yüzlerce hayvan ölmekte, büyük parasal kayıplar meydana gelmektedir.Özellikle az gelişmiş yörelerde, kendi sağlığını korumaktan âciz insanın, hayvan sağlığı için çok şeyler yapması beklenemez.

ü  Hayvan hastalıkları teşhis lâboratuarları ve burada çalışabilecek uzman veteriner sayıları yetersiz olup, teknik ve hijyenik koşullarda yapılmayan hayvancılık nedeniyle, hastalıklar yaygın olarak devam etmektedir. Son yıllarda sıkça rastlanan sığır vebası, bunun tipik bir sonucudur.

ü  Devlet, gerekli teşkilâtlanmayı yapmalı ve bölge düzeyinde yaygın, yeterli ve etkin teşhis ve kontrol lâboratuar ağı kurarak, yeterli uzman hekim görevlendirmelidir. Bu lâboratuarlarda hastalıkların teşhisi, kontrolü ve önlenmesi sağlanmalıdır. Bölgedeki tüm hayvanlar iç dış ve kan, paraziter hastalıklara karşı korunmalarını sağlamak amacıyla, mücadele programları geliştirilmelidir. Bölgeler arasındaki hayvan alımları kontrol altına alınmalıdır. Ayrıca, yetiştiricinin hayvan hastalıkları ve sağlıklı korunma konusunda bilgilendirilmesi sağlanmalıdır.

     Yetiştiricilerin Bilgi Düzeylerini Artırmak İçin Neler Yapılabilir?

ü  Zirai üretim faaliyetinin en önemli halkalarından birini oluşturan yayım hizmetinin etkin bir şekilde çalışmaması nedeniyle, araştırmalarda ulaşılan sonuçlar veya teorik bilgiler ne yazık ki uygulamaya aktarılamamaktadır. Buna en güzel örnek; üniversitelerde büyük emek ve kaynak harcanarak yapılan araştırmalarının sonuçlarının, asıl hedefi olan üreticiye aktarılamamış olmasıdır. Bu görevi, Tarım Bakanlığına bağlı tarım kurum ve kuruluşları üstlenmiş olup, iyi bir şekilde örgütlenememe, parasal ve uzman eleman açısından yetersiz olması nedeniyle tam yerine getirememektedir. Ayrıca, bu kuruluşların araştırma merkezi durumunda olan üniversitelerle ilişkileri yok denecek kadar azdır.

ü  Yayım hizmetlerinin yetersizliğinin yanı sıra teknik, malî ve idari konularda hayvancılıkta uğraşanlara yeterli bilgi veren kuruluşlar da yoktur. Basın-Yayın, Radyo ve özellikle televizyondan pratik eğitim programlarıyla yararlanılmalı, hayvancılık konusunda çeşitli dokümanlar hazırlanarak yaygın olarak demonstrasyon çalışması yapılmalıdır.

     Bölgede Hayvancılık Alanında Örgütlenme Nasıldır?

ü  Bölgede işletmelerin küçük ve dağınık olmasından dolayı, ciddi anlamda üretici birlikleri, kooperatifler vb. gibi, üretici organizasyonları (tavukçuluk hariç) yoktur.  Tarımsal amaçlı kooperatiflerin büyük bir bölümü de, devlet örgütü gibi çalışmaktadır. Gerçekten de, Türkiye Tarım Satış Kooperatifleri ile Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri bu niteliktedir. Oysa, hayvancılığı gelişmiş olan ülkeler bu alandaki başarılarını, örgütlenme modellerine borçludurlar.

ü  Hayvancılığın gelişmesini sağlamak için; bölgedeki yetiştiricilerin kooperatif ve birlik kurmaları özendirilmeli, Tarım Bakanlığı bünyesinde bulunan örgüt birimlerinin hayvancılık konusunda çalışan diğer birimlerle olan bağlarının kuvvetlendirilmesi gerekmektedir.

      Bölgede Hayvansal Ürünlerin Pazarlanması Nasıl Yapılmalıdır?

ü  Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde işletmelerin çoğu, küçük ölçekli aile tipi işletmelerdir. Bu işletmeler, geniş bir alana yayılmış durumdadır. Ayrıca, bu işletmelerin ortak çıkarlarını koruyacak organizasyonlar da bulunmamaktadır. Bu durum, üretilen ürünlerin uygun bir fiyatla satılamamasına neden olmaktadır. Özellikle süt fiyatları, süt fabrikaları ve çevredeki mandıralar tarafından belirlenmektedir. Belirlenen fiyat ise üreticiyi tatmin etmemektedir. Bu olumsuzluk, özellikle sığır yetiştiriciliğinin gelişmesini engelleyen en önemli etmenlerden birisidir.

ü  Hayvancılığın geliştirilmesi için, özellikle pazarlama sorununun çözümlenmesi gereklidir. Bunun için, öncelikle yetiştiricilerin pazarlama örgütlerini kurmaları veya kooperatifleşmeleri sağlanmalıdır.

      Bölgede Hayvan Barınaklarının Durumu Nasıldır?

ü  Bölgede hayvan barınakları, büyükbaş ve küçükbaş hayvan yetiştiriciliği için özellikle de, kültür ırkı hayvanlar için uygun bir durumda değildirler. Barınaklar, hayvanların sadece barınmalarını sağlamak ve kötü hava koşullarından korunmak amacıyla yapılmış olup, hayvanların üretim yapmaları için gerekli koşullar mevcut değildir. Bölgede devlet desteği ile yapılan projeli, modern, büyük ve küçükbaş hayvan barınaklarının sayısı çok az olup, bunların bir çoğunda da hâlen üretim yapılmamaktadır. Bölgemizde tavukçuluk sektörü ile ilgili kümeslerin durumu, diğer hayvan barınaklarına göre nispeten daha iyi bir durumdadır.

ü  Güneydoğu Anadolu Bölgesi, ülkemizin en sıcak bölgelerinden birisi olduğu için, hayvanların korunacağı çevre şartları soğuktan ziyade sıcaklıktır. Kış aylarında sıcaklık çok düşük olmadığı için, tam çevre kontrollü hayvan barınakları yerine açık veya yarı-açık ahırlar, perdeli kümesler uygundur.  Bu tip barınaklar, hem istenilen çevre şartlarını sağlayacak ve hemde daha ucuza mal edilecektirler. Böylece işletme sermayesinin önemli bir bölümü, alt yapı yerine üretime aktarılabilecektir.

       Sonuç Olarak Başarılı Bir Hayvancılık İçin;

ü   Pazarı hazır olan, talep duyulan bir ürünü elde etmeye yönelik işletme kurulmalı,

ü   Kurulacak işletme ulaşımı kolay, pazara yakın olmalı,

ü   Yüksek verimli kültür ırkı veya melezlerinden sürü oluşturulmalı,

ü   Yüksek verimli hayvanlar; çevre şartlarına karşı hassas oldukları için, uygun barınaklarda barındırılmalı,

ü   Hayvan hastalıklarına karşı düzenli olarak aşılama yapılmalı, hijyenik şartlara dikkat edilmeli,

ü   Kaliteli kaba ve kesif yem kullanımı, silâj üretimi teşvik edilmeli,

ü   Üreticilerin bilgi ve beceri düzeylerini arttırıcı seminer, kurs, demonstrasyon vb. çalışmaları düzenlenmeli,

ü   Kooperatif veya üretici birlikleri kurularak, yetiştiricilerin örgütlenmeleri sağlanmalı,

ü   Tarımsal kredilere bölgede üretim yapan bütün üreticilerin ulaşmasını sağlayacak düzenlemeler yapılmalı, amacına uygun kullanılması sağlanmalıdır.

Ülke ve bölge hayvancılığına kaliteli karma yem üretmekle verdiğimiz hizmetin yanında, hayvancılığın daha bilimsel yapılması ve gelişmesine yönelik ücretsiz danışmanlık hizmeti de verilmektedir.

Ülke kalkınma mücadelemizde daha uzun bir süre birlikte çalışma temennimizle bol kazançlı, sağlıklı ve başarı dolu bir yaşam temenni ediyoruz. 

                                                                                                                                                                                                                             Ramaş A.Ş  Teknik Destek Bölümü

Copyright © 2014 RAMAŞ A.Ş HİLVAN YEM SANAYİİ Tüm hakları saklıdır
Tasarım & Uygulama : İmza Yazılım
Yönetim Paneli | Webmail | İletişim